Sevdiğiniz hiç git dedi mi size....
Bağır çağır bir git... Elini uzatarak git dedi mi ? Bitti dedi mi ardından....
Gururu olan giderdi değil mi bu iki kelime geldi mi yanyana... Çantasını alır giderdi...
Nereye kime nelere yürüdüğünü bilmeden...
Sonunu düşünmeden giderdi...
Sevgilim git dedi dün bana...
İnanmadım sordum...
Bitti dedi...
Sarıldım son kez...
Yıkılırım sanıyordum..
Ama güçlüydüm, hiç olmadığım kadar serinkanlıydım...
Okulunu bırakma dedim ve siyaseti , seni sen yapan şeylerden asla vazgeçme...
Cesur ol bana cesur olmayı öğrettiğin gibi..
Ben hatırlayacağım bana öğrettiğin herşeyi ve kimseyi sevmeyeceğim bir daha seni sevdiğim gibi...
Sevgilim git dedi dün bana...
Ben gidemedim...
O bitti dedi ama ben bitiremedim..
Git deyince birileri MEM demektir sanırım aşk
Kovsada seni karşındaki kalmak...
Bazen zorlaşır iki kişiyken nefes almak....
bazen imkansızlaşır... Fırtınalara rağmen yanyana kalmak..
Ama tüm bunlara rağmen direnmek, dayanmaktır efsane olmak...
Sem'i seviyorum..
O git dedikçe daha çok kalacak kadar...
Sem'i seviyorum...
Herşeyi göze alacak kadar...
Semi seviyorum...
Onsuz olamayacak kadar..
O kadar uçsuz ki bu sevgi bu yazıyı yarım bırakacak kadar....
26 Aralık 2010 Pazar
31 Ekim 2010 Pazar
Sem'i Sevmek....
Sem'i sevmek zordur... Yurdumu sevmek gibi... Birinin sınırını kabul etmek lazım ötekinin sinirini... Sem'i sevmek zordur sen ona ulaşmak için fırsat ararken yolu sana bir türlü düşmeyen şansını sevmek gibi... Sem'i beklemek zordur ay sonunda maaşını beklermiş gibi.. Hani gelmesi zordur ya anlamazsın ne çabuk bittiğini.. Sem'i anlamak zordur çözmeye benzer çook bilinmeyenli bir denklemi..Sem'e anlatmak zordur hiç bilmediğin bir dilde konuşuyormuşsun gibi hissedersin kendini... Sem'siz uyumak zordur üşürsün battaniyen yorganın eksiktir sanki... Sem'siz uyanmakta zor gece boyu taşta yatmış misali... Uzun lafın kısası hem zordur hem güzeldir Sem'i sevmesi... Ama imkansızdır bir defa sevdalanmışsan Sem'den vazgeçmesi..
Sem'i bu kadar severken bu kadar uzak kalmak... Bu kadar özlemek adil değil ki !!!
Sem'i bu kadar severken bu kadar uzak kalmak... Bu kadar özlemek adil değil ki !!!
Geçerrrr ......
Hummalı bir çalışma sürüyor 1 haftadır evde... İzini silmeye çalışıyoruz yaklaşık bir yıl önce yaşadığımız felaketin... Duvarlara silikon çekmekle başladık önce... Karaların kapanması zordu elbet.. İkinci üçüncü el derken renklendi odalar... Sonra dolaba geldi sıra... Sildikçe yayıldı is ... Ne cam ilacı fayda etti ne aksiyon yılmadan devam ettik, bulaşık ilacıymış çözüm... Ellerimiz aşınıncaya kadar sildik.. İnsan oğlunun da dediği gibi bir kere kara çalınmasın şanına temizlemesi zaman alıyor... Dolaptan cıkarmak üç günümüzü aldı gerisini siz düşünün... Sonra yetinemedim boya ve temizlikle ... Arsız insanoğlu gibi daha fazlasını istedim... Yerlere parke döşendi son izlerini silmek için yıldırımın.. Şimdi yeni bir oda kuruyor babam yukarda.. İsterdim ki yüreğime düşen her yıldırımın izi de böyle kolay silinebilsin... Canımı yakan karaları boyayabilsin boyacılar... Yüreğimin delik deşik zeminine parke döşenebilsin ve bu kadar kolay olsun yeni bir hayat kurmak ....
Ama karalarıyla sevmek lazım bazen karsındakini boyamadan değiştirmeden.... Olduğu gibi kabullenmek daha fazlasını istememek... Dümdüz kaygan parkede olmaz aşk gerekli bazen engebelerden geçmek çukurlara düşmek.. Geçmişin bütün izlerini sildirmez hayat yoksa mümkün olmazdı hatandan ders alabilmek.... Bir taraftan tamir ederken bir taraftan kırılarak geçiyor zaman... Büyüyorum.. Kah parkeli dümdüz yollarda kah ayağımı belimi acıtan çukurlu patikalarda yürüyorum... Ve sihirli kelimeyi asla unutmuyorum geçer , bunlarda geçer....
Ama karalarıyla sevmek lazım bazen karsındakini boyamadan değiştirmeden.... Olduğu gibi kabullenmek daha fazlasını istememek... Dümdüz kaygan parkede olmaz aşk gerekli bazen engebelerden geçmek çukurlara düşmek.. Geçmişin bütün izlerini sildirmez hayat yoksa mümkün olmazdı hatandan ders alabilmek.... Bir taraftan tamir ederken bir taraftan kırılarak geçiyor zaman... Büyüyorum.. Kah parkeli dümdüz yollarda kah ayağımı belimi acıtan çukurlu patikalarda yürüyorum... Ve sihirli kelimeyi asla unutmuyorum geçer , bunlarda geçer....
26 Ekim 2010 Salı
Sustum Çünkü....
En hararetlisinden bir siyasi tartışmaya uyandım bu sabah... Bilen bilmeyen , döktü zehrini... Herkes oturduğu koltuktan söyledi , kendi inandığını daha doğrusu onun işine geleni. Bense otobüsün extradan açılan uyduruk koltuğunda dinledim anlatılanları.. Koltuk sevdam olmadı çünkü.. Bu yüzden hep yollara düşülen bir iş buldum kendime.. Koca ofislerde büyük adamlarla görüştüm hep ... Pahalı , deri koltuklarda misafir edildim çoğu zaman kahvemi içtim sunumumu yaptım ve kalktım koltuklardan... İki ayrı ofisi var çalıştığım şirketin ama ne tamamen bana ait bir masam oldu ne de cafcaflı bir koltuğum... Günü gelir bir odam olursa eğer yine diğer sandalyede karşılayacağım misafirlerimi..
Kayıtlı bir işçi olarak dinledim memurların kendi aralarında tartışmalarını.. Maaşları binleri çoktan geçmiş ama o maaş için kendilerinden çoktan vazgeçmiş insanları dinledim susarak ... Ne giden iktidardan miras kaldı sandığımda ne de bu iktidardan vaat aldım... Sadece inandıklarımı savundum ve umutlar büyüsün diye yeşili sevdim... Memur olmayı istemedim asla... Sendikalarından ayrılmayı düşünürken birileri sendikalaşma hakkım yok benim.. Bahsettikleri yasaları okumuş , iki iktidar arasındaki rakamsal farkları bilen biri olarak cevap bile vermedim anlattıklarına.. Sustum... İlk kez dayandım birşey söylemeden.. Sustum ve benim yerime konuşanları gördüm aniden... Satılmadığım için bana saygı duyan karşı görüştekiler güldürdü yüzümü haklıydım belki konuşsam .... Ama sustum çünkü haklıydım... Sustum çünkü kuyruğu sıkışanlar bağırır sadece. Ve alnım dik indim otobüsten... Susmak çok rahatlatıyormuş bazen..
Kayıtlı bir işçi olarak dinledim memurların kendi aralarında tartışmalarını.. Maaşları binleri çoktan geçmiş ama o maaş için kendilerinden çoktan vazgeçmiş insanları dinledim susarak ... Ne giden iktidardan miras kaldı sandığımda ne de bu iktidardan vaat aldım... Sadece inandıklarımı savundum ve umutlar büyüsün diye yeşili sevdim... Memur olmayı istemedim asla... Sendikalarından ayrılmayı düşünürken birileri sendikalaşma hakkım yok benim.. Bahsettikleri yasaları okumuş , iki iktidar arasındaki rakamsal farkları bilen biri olarak cevap bile vermedim anlattıklarına.. Sustum... İlk kez dayandım birşey söylemeden.. Sustum ve benim yerime konuşanları gördüm aniden... Satılmadığım için bana saygı duyan karşı görüştekiler güldürdü yüzümü haklıydım belki konuşsam .... Ama sustum çünkü haklıydım... Sustum çünkü kuyruğu sıkışanlar bağırır sadece. Ve alnım dik indim otobüsten... Susmak çok rahatlatıyormuş bazen..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)